Tavşan İle Kaplumbağa

Bahar gelmesi ile birlikte, tüm hayvanlar ormanda coşku içerisinde yaşamaya başlamışlar. Çetin geçen soğuk kışlar aylarının ertesinde, doğa sımsıcak güzelliğini tekrar kazanmış. Ceylanlar bir o yana, bir bu yana zıplıyor, kaplumbağalar güneşleniyor, ayılar kış uykularından yeni uyandıkları için karınlarını doyuruyorlarmış. Birbirlerine sataşmadan zaman geçiremeyen orman halkı, baharı kutlamak için bir şenlik düzenlemeye karar vermiş. Continue reading

Kral Çıplak

 Gösterişe düşkün, kıyafetlerine kese kese altın saçan bir kral varmış. O kadar çok kendini beğenirmiş ki, aynalardan ayrılıp ülke işleri ile bir türlü ilgilenecek vakit bulamazmış. Kralın dalkavukları ‘Ahh kralım bu kıyafetler, size çok yakışmış. Ne kadar zevklisiniz’ dedikçe, kral mest olurmuş. Kral yüzlerce kıyafetin içinden bir giysi seçebilmek için saatlerini harcarmış, kıyafetine uygun fular ve saç modeline karar vermek ise yarım günü bulurmuş. Continue reading

Kırmızı Başlıklı Kız

Tavşan Ormanı’nın yakınındaki kasabada anne ve babası ile birlikte kırmızı başlıklı kız olarak bilinen bir çocuk yaşarmış. Kırmızı başlığı olan pelerinin o kadar çok severmiş ki, bir türlü üstünden çıkaramazmış. Herkes de O’na bu yüzden, kırmızı başlıklı kız dermiş. Continue reading

Keloğlan Ve Padişahın Kızı

Keloğlan saçsız olarak dünyaya gelmiş. Annesi oğlunu her akşam uyuturken ‘ kel oğlum, keloş oğlum aklından saçları dökülen zeki oğlum’ diye severmiş. Bütün köy halkı, keloğlanın her durum için üretebildiği fikirlerinden çok etkilenirmiş. Ne zaman zorda kalsalar, ‘Hımm, bunu halledebilecek tek kişi; keloğlan’ derlermiş. Continue reading

Jack Ve Sihirli Fasulye Sırığı

  Jack, babasının ölümünden sonra dul kalan annesi ile birlikte yaşıyormuş. Oldukça fakir olan Jack ve annesi kış aylarını geçirebilmek için, ellerinde kalan tek inek hariç her şeylerini satmışlar. Jack, iyi bir çocuk olmasına rağmen, tembelmiş. Annesi para kazanamayınca erzak alabilmek için ineği satmaya karar vermiş. ‘Jack, gel. Tut şu ineği yularından, pazara götür ve sat’ demiş. Continue reading

İki İnatçı Keçi

  İki inatçı keçi aynı sürüde yaşarmış. Günlerden bir gün çoban her zamanki gibi sürüyü otlatmak için yaylalara çıkarmış. Keçiler o kadar çok severmiş ki buraları, her biri dört bir yana dağılıp şarkılar söyleyerek, koşar oynarlarmış.  Yaramaz keçiler sürüden uzaklaşarak, dağın arka yamaçlarına doğru yol almaya başlamış. Kavalını çalan çoban sırtı dönük olduğu için fark edememiş bu yaramaz keçilerin kaçtığını. Keçiler özgürlük naraları atarak kayalıklardan tek tek zıplayıp, dağın diğer yüzüne ulaşmışlar. Continue reading

Çirkin Ördek Yavrusu

Ördek ailesi, dağların arsındaki yemyeşil boylu boyunca uzanan vadideki bir çiftlikte yaşıyordu. Bu çiftlikte tavuklar, horozlar, atlar, köpekler, inekler, buzağlar neler yoktu ki? Türlü türlü eğlenceler içinde,  günler geçiyordu. Bütün çiftlik ahalisi gün boyunca şakalaşıyor, birbirlerine laf atıyordu. Anne ördeğin yeni yumurtaları vardı. Tüm çiftlik hayvanları, yeni yumurtaların çatlayacağı günü iple çekiyordu. Continue reading

Uyuyan Güzel

Prens ve arkadaşları, uzun bir av gezisine çıkmaya karar vermişler. Bu macerada uzun uzun dolaşacaklar, bahsi geçen büyülü yaratıkları avlayacaklarmış.  At üstünde geçen günler haftalar sonunda kendi krallıklarının sınırlarına ulaşmışlar, lakin elleri bomboşmuş. Prens tüm uyarılara rağmen komşu krallığın topraklarına girmeye karar vermiş. Continue reading

Pinokyo

Ağaç kütüklerinden oyuncaklar, kuklalar yapmakta olan yaşlı bir usta varmış. Bu oyuncak ustasının adı Gepetto’ymuş. Yaşadığı kasabada çok sevilen oyuncak ustasının tek sıkıntısı; hiç evlenmediği için çocuğunun olmamasıymış. O kadar çok istiyormuş ki bir çocuk, elinde şekillenen her kuklada onun hayalini kuruyormuş. Her zamanki gibi ormanda oyuncak yapabilmek için ağaç kütüğü toplamaya çıkmış. Harika bir kütük bulmuş, tamda istediği gibiymiş. Evinin bir bölümünü atölye olarak kullanan Gepetto, oymaya başlamış kütüğü. Continue reading

Kül Kedisi

Güzeller güzeli bir kız, uzak diyarların birinde yakışıklı prensin dillerden dillere dolandığı bir ülkede yaşarmış. Bu güzel kızın annesinin ölümünden sonra yüzü gülmez olmuş. Babası kızına baktıkça üzüntüden ne yapacağını bilemezmiş. Düşünmüş taşınmış yeniden evlenirse kızının bir annesi olabileceğini, tekrar mutlu olabileceklerine karar vermiş. Continue reading